14 Şubat 2015 - 20:17
Pakistan'daki terör örgütleri CIA, MOSSAD ve ISI’dan aldıkları destekle Şiileri katlediyorlar

Mark Perry, Cundullah ve Mossad arasındaki bağlantıyı ve Mossad ajanlarının kendilerini Amerikan ajanı olarak göstererek Cundullah’a ait eylemlere nasıl katıldıklarını ortaya çıkardı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Pakistan'da özellikle Şia toplumuna karşı tüm standartlara göre insan hakları istismarı, hükümetin devam eden katliam karşısında sessiz kalması ile korkunç bir ivme kazandı. Globalresearch'da kaleme alınan bu makale, Pakistan'daki terör örgütlerinin bu katliamları yaparken kimlerle işbirliği içerisinde olduklarını açığa çıkarıyor.

Cuma günü, Pakistan'da Sindh eyaletinin Şikarpur şehrindeki merkezi İmambargah Şiilere ait caminin içinde meydana gelen patlamada ibadet eden 60'dan fazla kişi şehit düştü ve 60 kişi yaralandı.

Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) grubundan ayrılan Cundullah adındaki tekfirci grup, katliamın sorumluluğunu üstlendi.

Cundullah sözcüsü Fahad Marwat “Hedefimiz Şii camiydi... Onlar bizim düşmanımız” dedi.

Kurbanlarının kafasını kesme, gözünü çıkarma gibi gaddarlıklarında IŞİD ile çok yakın bağı bulunan Cundullah, IŞİD'i temsilen Zübeyr el-Kuveyti liderliğindeki üç kişilik bir delegasyonla yapılan toplantı ardından kardeş grup IŞİD ile bir ittifak oluşturdu.

Cundullah sözcüsü Fahad Marwat “Onlar (İslam Devleti) bizim kardeşimiz, her ne planları olursa onlara destek vereceğiz” dedi.

Aynı terörist grubun Mossad ile de bağlantısı bulunuyor.

2012 Ocak ayında, Mark Perry Cundullah ve Mossad arasındaki bağlantıyı ve Mossad ajanlarının kendilerini Amerikan ajanı olarak göstererek Cundullah'a ait eylemlere nasıl katıldıklarını ortaya çıkardı. İki ABD istihbarat görevlisine göre İsrail Mossad ajanları, yüklü miktarda Amerikan doları bulunduruyor ve ABD pasaportu taşıyorlardı. Cundullah eylemlerine katılan CIA ajanı izlenimi veriyorlardı ki, bu bir “sahte bayrak operasyonu” olarak adlandırılmaktadır.

Hükümetin, bu insanlık dışı felaketi sonlandıracak sert adımlar atmaması ile Şia toplumunun hergün daha bir zayıfladığını görmek içler acısıdır. Hükümet açıkça katliamları mı savunmaktadır? Bu durumu tahrik etmede ISI'nın rolü nedir?

Hükümetin Şia Müslümanlarını ötekileştiren gizli antlaşmasından dolayı Şia liderleri, hükümetin güvenilir olmadığı ve ülkede tekfirci teröristlere karşı birleşik bir cephe oluşturulmaları gerektiği inancını edindi.

Önde gelen Şia alimlerinden Hasan Zafer, kızgın bir dille hükümete yüklenerek “Hükümet tamamen etkisiz olduğunu kanıtlamıştır ve Şia toplumu oldukça savunmasızdır. Güvenlik gereklilikleri için nöbetçi ve gönüllü grupları oluşturmalıyız” dedi.

Şia toplumu için daha fazla korunma isteği amaçlı halk protestolarını organize eden diğer bir alim Amin Shaheedi, “Sorulması gereken saldırılar esnasında polisin nerede olduğudur? Hiçbir korumamız yok. Kendimizi korumalıyız” dedi.

2010'da Wikileaks sitesine ve müteakiben birçok siteye sızdırılan 92000 ABD gizli askeri belgesi, Pakistan hükümetinin Afganistan'da ve doğal olarak Pakistan'da kaosa ve aşırılığa yol açmadaki rolünü ortaya çıkardı. Raporlara göre “Taliban hiç olmadığı kadar güçlü ve bunun başlıca sebebi Pakistan Gizli Servisinden (ISI) aldıkları destek. Askeri istihbarat servisi, Taliban'ı 1990'larda eğitti ve ilişkilerini o zamandan beri koruyor.”

Aşırılığın temel nedenleri, 1980'lerde Pakistan'ın eski askeri lideri General Ziyau'l-Hak'ın himayesindeki Anti-Şia kampanyanın öncüsü Hak Nawaz Cangvi tarafından kurulmuş Leşkeri Cangvi (LeJ)'nin ortaya çıkmasında izlenebilir. O zamandan beri Şia Müslümanlarını katletmektedirler. Cemaat-i İslami, Cemaat-i Ulema-i İslam (JUI) ve ASWJ Sipahe Sahabe gibi birbiri ile ideolojik olarak bağlantılı gruplar da aynı makus siyasetleri izlemektedirler.

El-Kaide ile ittifak halindeki Leşkeri Cangvi 2011 haziranında, tüm Şiilerin ölmeyi hakettiğini bildiren bir açık mektup yayınladı: “Tüm Şiilerin katli vaciptir. Pakistan'ı bu kirli insanlardan kurtaracağız. Pakistan, saf temiz insanların yurdu demektir ve Şiilerin burada olmaya hakkı yoktur. Elimizde, Şiilerin kâfir olduğunu ilan eden saygın ulemadan alınmış fetva ve imzalar var.”

Aslında Suudi Arabistan, Ziyau'l-Hak hükümeti ve onun radikal politikalarının en şevkli destekçisiydi. İlaveten, sızdırılan ABD belgeleri el-Kaide, Taliban ve Leşkeri Tayyibe (LeT) gibi grupların Pakistan topraklarında faaliyette bulunduğu ve her yıl Suudi Arabistan'dan milyonlarca dolar destek gördüklerini gösteriyor.

Muhammed Ziyau'l-Hak zamanında, Pakistan ve Suudi Arabistan ilişkileri sınırsızca genişledi. 1977'de CIA'nın desteği ile Zülfikar Ali Butto'yu devirerek iktidarı gasp eden, Deobandi ekolüne bağlı, diktatör Ziyau'l-Hak, ülkesinde Vahhabiliği yayması için Riyad tarafından finanse edildi. Uzun görev süresince, Suudi Arabistan'ı 27 kez ziyaret etti. Vahhabiliği etkin kılmak için, Suud fonları ile yeni cami ve seminer merkezleri kuruldu ve Arap ülkelerinde Pakistanlı işçiler istihdam edildi.

Pakistan'da Ziyau'l-Hak kalıntıları halen net olarak görülebilir. Daha da kötüsü, Anti-Şia kampanyası halen Suudi Arabistan tarafından finanse edilmektedir.

Buna ilaveten, Batı medyasının, Pakistan'daki Şii cinayetlerini ülkedeki Sünni ve Şii Müslümanlar arasındaki korkunç anlaşmazlıkların bir sonucu olarak tasvir etmeye çalışan somut gayretleri vardır.

Vahhabilik, Pakistan'da ve bu hastalıklı düşüncenin olduğu dünyanın diğer bölgelerinde akılalmaz insan ölümlerini zorlamaktadır. Vahhabilik, İslam'dan oldukça farklıdır ve gerek terminoloji de gerekse aslen kökeni barış olan bu inanca bu ideolojiyi atfetme çabaları başarısızlığa mahkumdur.

Pakistan'da Şii Müslümanlar, Vahhabilik denen bu şeytani doğmanın kurbanlarıdır ve Pakistan hükümetinin bu zulme uğramış topluma karşı sağır ve kör tavrı devam ettikçe, onlar için çok az bir umut vardır ve hükümetin sorumsuzluğu kesin olarak büyük bir trajediye dönüşecektir.

Dr. İsmail Selami

Çev. Rozan Genç

Ekler